Gevaş’ta Yeni Tehdit: Domuzlar İlçe Merkezinde Artos Dağı’nın eteklerinde yaşayan Gevaş halkı, tarih boyunca doğayla iç içe olmuş, gölün bereketiyle, dağın serinliğiyle yaşamını sürdürmüştür. Ancak son yıllarda doğayla insan arasındaki..
Artos Dağı’nın eteklerinde yaşayan Gevaş halkı, tarih boyunca doğayla iç içe olmuş, gölün bereketiyle, dağın serinliğiyle yaşamını sürdürmüştür. Ancak son yıllarda doğayla insan arasındaki sınırlar değişmeye başladı. Özellikle son iki yıldır, Gevaş sokaklarında artık farklı bir tehlike var: Domuz sürüleri.
Bir zamanlar yalnızca yaylalarda, dağların derinliklerinde ya da köylülerimizin bağ ve bahçelerinde rastlanan domuzlar, bugün ilçe merkezine kadar inmeye başladı. Gecenin karanlığında mahalle aralarında dolaşan, çöpleri eşeleyen, bazen de sürüler halinde görülen bu hayvanlar halkın yüreğine korku salıyor.
Vatandaşlarımız evlerinin önünde, sokak lambasının altında bir anda karşılarına çıkan domuz sürülerini anlatırken hâlâ ürküntü içinde. Kadınlarımız gece çöp çıkarmaya korkar oldu, yaşlılarımız evlerinin önünde oturmaktan çekiniyor. Çocuklar ise oyun oynarken bu hayvanlarla karşılaşma ihtimalinden dolayı huzursuz. Domuzların taşıdığı hastalık riski de cabası… Yani mesele sadece korku değil, aynı zamanda ciddi bir sağlık ve güvenlik sorunu.
Elbette Gevaş’ın sokaklarında yıllardır konuşulan bir başka mesele de başıboş köpeklerdi. Yetkililerin gayretiyle bu konuda kısmi bir azalma oldu ama köpekler bile artık ikinci planda kaldı. Çünkü halkın gözü, kulağı ve dikkati bugün domuzlarda.
Peki çözüm ne?
Bu tabloya “kader” deyip oturmak Gevaş’a yakışmaz. Tarım ve Orman Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumların, avcı derneklerinin ve yerel yetkililerin ortak bir yol haritası hazırlaması gerekiyor. Doğayı koruyarak ama halkın huzurunu da gözeterek bir denge kurulmalı. Önlem alınmadığı takdirde bugün mahalle aralarında görülen domuzlar, yarın daha büyük sorunlara yol açabilir.
Gevaş’ın sokakları korkunun değil huzurun mekânı olmalıdır. İnsanlarımız akşam serinliğinde gönül rahatlığıyla yürüyebildiğinde, kadınlarımız evinin önünde çekinmeden durabildiğinde, yaşlılarımız huzurla nefes alabildiğinde “Artos’un gölgesinde güven var” diyebiliriz.
Doğa bize emanettir, ama halkımızın güveni de öyle.