Van Gölü Canavarı, Vizontele ve Gevaş’ın Kaybolan Tanıtım Değerleri Efsane mi, Gerçek mi? Ama Etkisi Tartışılmaz Van Gölü’nün serin sularında yıllardır dolaştığına inanılan meşhur “Van Gölü Canavarı”, varlığıyla ilgili kesin..
Van Gölü’nün serin sularında yıllardır dolaştığına inanılan meşhur “Van Gölü Canavarı”, varlığıyla ilgili kesin bir bilgi olmasa da yıllar boyunca hem Türkiye’nin hem de dünyanın ilgisini çekmeyi başardı. Kimi zaman bulanık bir video kaydıyla, kimi zaman heyecan dolu bir tanık anlatımıyla yeniden gündeme gelen bu efsane, Gevaş için aslında çok önemli bir fırsattı — belki bir efsaneydi ama turizm açısından çok somut bir kazanca dönüşebilirdi.
Geçmişte bu fırsatın farkına varan dönemin Gevaş Belediye Başkanı Nazmi Sezer, çarşı girişine Van Gölü Canavarı’nın heykelini diktirmişti. O yıllarda ilçeye gelen pek çok turist bu heykelin önünde hatıra fotoğrafı çekiyor, sosyal medyada paylaşarak Gevaş’ın adını daha da görünür hale getiriyordu. Ancak sonrasında gelen yönetim döneminde, Belediye Başkanı Sinan Hakan bu heykeli bir gece sessiz sedasız kaldırttı. Gerekçesi nedir, kimse bilmiyor. Fakat şu çok net: O heykelin ne ilçeye ne bir vatandaşa zararı vardı. Aksine, Gevaş’ın tanıtımına büyük katkı sağlayan sembolik bir değerdi.
Bugün bakıyoruz; insanlar sosyal medyada paylaşım yapmak için şehir şehir dolaşıyor, “sosyal medyalık” mekânlar arıyor. Eğer o heykel hâlâ yerinde olsaydı, inanın yüzlerce insan sırf o fotoğrafı çekmek için Gevaş’a uğrardı. Bu da ilçeye esnafa, taksiciye, kafelere, konaklama yerlerine gelir demekti. Kısacası turizm demekti, yani bacasız fabrika.
Bir başka büyük fırsat da Yılmaz Erdoğan’ın vizyonuyla çekilen ve Türk sinemasında unutulmaz bir yere sahip olan Vizontele filmiydi. Binlerce insan bu film sayesinde Gevaş’ı, Artos Dağı’nı ve bölgenin doğa harikalarını tanıdı. Fakat ne yazık ki Vizontele seti de korunamadı. Filmde yer alan tarihi kitaplık binası yıkıldı, set parçalandı. Halbuki biraz sahip çıkılsaydı, bugün orası Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi çeken bir sinema turizmi merkezi olabilirdi.
Van Gölü Canavarı Heykeli yeniden yapılmalı. Vizontele seti, orijinaline sadık kalarak tekrar inşa edilmeli. Ve bu açılışa Yılmaz Erdoğan bizzat davet edilerek onurlandırılmalı.
Bu sadece bir açılış değil, aynı zamanda Gevaş’ın yeniden doğuşu olur. Üstelik milyonluk projelere gerek kalmadan, küçük ama etkili yatırımlarla… İlçeye turist gelir, esnaf kazanır, gençler iş bulur, bölge canlanır. İşte bu da gerçek bir kalkınma örneğidir.
Gevaş, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel mirasıyla da benzersiz bir ilçedir. Artos Dağı gibi heybetli bir dağa, Van Gölü gibi eşsiz bir doğal mirasa sahip olan bu topraklarda, tarih adeta her taşın altından fışkırır.
Halime Hatun Kümbeti, Selçuklu dönemine ait zarif mimarisiyle hâlâ ayakta dururken, İzzeddin Şir Camii, Anadolu’daki erken dönem Türk-İslam eserlerinden biri olarak dikkat çeker. Selçuklu Mezarlığı ise taş işlemeleri, kitabeleri ve anıtsal şahideleriyle sessiz bir tarih anlatıcısıdır. Akdamar Adası ve üzerindeki Surp Haç Ermeni Kilisesi, her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin rotasında önemli bir duraktır. Tüm bu doğal ve kültürel zenginlikler, doğru tanıtım ve koruma politikalarıyla Gevaş’ı bir cazibe merkezine dönüştürebilir. Bunlar, başka hiçbir ilçeye nasip olmayacak hazinelerdir. Eğer bu değerleri doğru kullanabilirsek, bu ilçeye fabrika kurmaya gerek yok. Çünkü turizm, doğru yönetilirse en büyük ve sürdürülebilir gelir kaynağıdır.
Gevaş artık kendi potansiyelini keşfetmeli. Heykelin yeniden dikilmesi bir sembol olabilir ama o sembol, belki de Gevaş’ın değişim hikayesinin başlangıcıdır.
Tanıtım doğru yapılır, değerler korunur, vizyonlu adımlar atılırsa, bu güzel ilçe bacasız bir fabrikaya dönüşür. Bu da onlarca, belki yüzlerce gencimize burada ekmek kapısı açmak demektir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.