BUGÜN GÜNLERDEN: ERZURUM Sabah saatlerinde ulaştım Erzurum’a. Güneş daha yeni yükselmiş, şehrin sokaklarına usulca vuruyordu. Taş kaldırımların üzerinde yürürken, sanki geçmiş zamanın ayak seslerini duyar gibiydim. İlk durağım Erzurum Kalesi..

BUGÜN GÜNLERDEN: ERZURUM

Sabah saatlerinde ulaştım Erzurum’a. Güneş daha yeni yükselmiş, şehrin sokaklarına usulca vuruyordu. Taş kaldırımların üzerinde yürürken, sanki geçmiş zamanın ayak seslerini duyar gibiydim.

İlk durağım Erzurum Kalesi oldu. Burçlara çıktığımda şehrin tüm görkemi gözlerimin önüne serildi. Rüzgâr sadece serinlik değil, tarihten bir şeyler de taşıyordu insana. Ardından dev semaverin kurulduğu alanda mola verdim. Erzurum’da çay, sıradan bir içecek değil; dostlukların, sohbetlerin ve şehir kültürünün ortak noktası.

Sonra yolum Çifte Minareli Medrese’ye düştü. Yalnızca taş işçiliği değil, taşıdığı anlam da büyüleyici. Sessizliğiyle konuşan, tarihiyle ders veren bir yapı. Ardından Yakutiye Medresesi, Üç Kümbetler, Lala Paşa Camii, Ulu Camii ve Erzurum’un o meşhur tarihi evleri… Her biri ayrı bir zamanın, ayrı bir insanın izini taşıyor.

Günün ilerleyen saatlerinde Erzurum’un meşhur cağ kebabının tadına bakmadan ayrılmak olmazdı elbette. Ateşin üstünde dönen et, kokusuyla bile misafiri selamlıyor.

Erzurum’da sadece mekânlar değil, zaman da anlam kazanıyor.
Bazı şehirler vardır, insanın içine işler; Erzurum onlardan biri.

Bugün günlerden Erzurum’du.
Ve ben bu günü; kalede esen rüzgârda, çayın buğusunda ve medresenin gölgesinde bıraktım.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.