Halkın Kaymakamı Olmak… Bazı ayrılıklar vardır ki, sadece bir makamın boşalması değildir. Bir şehrin kalbinde açılan küçük bir boşluktur. Gevaş’ta düzenlenen o veda gecesi de işte tam olarak böyle bir..
Bazı ayrılıklar vardır ki, sadece bir makamın boşalması değildir. Bir şehrin kalbinde açılan küçük bir boşluktur. Gevaş’ta düzenlenen o veda gecesi de işte tam olarak böyle bir anın adıydı.
Grand Deniz Tesisleri’nde toplanan kalabalık, aslında sadece bir kaymakamı uğurlamıyordu. 4,5 yıl boyunca bu toprakların insanıyla aynı sofraya oturan, aynı derdi dinleyen, aynı sevince ortak olan bir yol arkadaşını uğurluyordu.
Çünkü “halkın kaymakamı” olmak, tabeladaki unvanla değil, gönüllerde açılan yerle ölçülür.
Gevaş Kaymakamı Bayram Yıldız’ın görev süresi de tam olarak bu cümleyi anlatıyordu. Makam odasında başlayan bir görev değil; sokakta, köyde, yaylada, çarşıda halkla kurulan bir hayat biçimi…
Bir kapı çalındığında açılan, bir dert anlatıldığında dinleyen, bir ihtiyaç dile getirildiğinde çözüm arayan bir yönetim anlayışı…
İşte bu yüzden o veda gecesinde sadece konuşmalar yapılmadı. Sesler titredi, cümleler yarım kaldı, gözler doldu. Çünkü bazı insanlar görev yapmaz; iz bırakır.
Yazı İşleri Müdürü Faruk Arvas’ın konuşması sırasında şiirlere sığınması da, aslında kelimelerin yetmediği bir duygunun ifadesiydi. Ardından gelen teşekkürler, protokol konuşmaları, verilen plaketler… Hepsi bir vedanın resmiyeti, ama kalbin kabul etmekte zorlandığı bir ayrılığın sessiz tanıklarıydı.
Ve sonra Kaymakam Bayram Yıldız konuştu…
Sözler sadeydi ama yükü ağırdı. “Burada görev yapmaktan onur duydum” derken aslında bir ilçenin hafızasına dokunuyordu. “Dertleriyle dertlendik” derken, sadece bir görev tanımını değil, bir yaşam tarzını anlatıyordu.
Asıl önemli olan ise şuydu: Bu sözler sadece söylenmedi, yaşandı.
Dört buçuk yıl boyunca Gevaş’ta bir makam değil, bir gönül köprüsü kuruldu. İnsanlar onu resmi törenlerde değil, hayatın içinde gördü. Bu yüzden ayrılık, sadece idari bir değişim değil; duygusal bir kırılma oldu.
Konuşmanın sonunda gelen helallik isteği ise bu işin en insani tarafıydı. Çünkü insanın bıraktığı en kıymetli miras, arkasında kırgınlık değil dua bırakabilmesidir.
Ve o gece Van Gölü kıyısında çekilen hatıra fotoğrafı… Belki de yıllar sonra bakıldığında sadece bir kare değil, bir dönemin sessiz özeti olarak kalacak.
Halkın kaymakamı olmak zordur.
Ama asıl zoru şudur:
Giderken ardında makam değil, sevgi bırakabilmektir.
Gevaş’ta o gece yaşanan tam olarak buydu.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yusuf Bey Kardeşim, her zamanki gibi yine kitabın tamda ortasından …. Allah eline diline sağlık versin İnşallah, vatandaşın hissiyatına tercüman olan o kıymetli kaleminize sağlık….